AKP, İKTİDARDAN BİR DAHA GİTMEMEYİ PLANLIYOR

October 24, 2010

12 Eylül referandumundan yüzde 58’lik bir destek alarak çıkan AKP, sekiz yıllık iktidarını sağlamlaştırma yolunda önemli bir mesafe katetti. Bürokrasi, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve yargı içerisindeki AKP ve Fetullahçı örgütlenmeler, islamcı-faşist AKP iktidarının toplum ve devlet içerisinde mümkün olduğu kadar köklenmesi amacını güdüyor. Bu köklenme çabasının temelinde yatan neden, totaliter AKP’nin, görülebilir gelecek içerisinde iktidardan uzaklaşma ihtimalini sıfıra indirgeme hedefidir.

AKP’nin iktidarı kaybetmesi, iki nedenden dolayı bu parti ve onunla ittifak halinde çalışan Fetullah örgütü için kabul edilebilir bir seçenek değildir: 1. AKP’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan gelen laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olma niteliğini, müslüman ümmet ve şeriat hukuku esasına dayalı, Kürt kimliğinin anayasal olarak tanındığı bir federasyona döndürme çabasının başarıya ulaşması gerekliliği, 2. İktidardan düştüğü takdirde AKP ve Fetullah örgütlenmesinin, iktidarları süresince uyguladıkları laik rejimi yıkma ve demokrasiyi yok etme yolundaki icraatları dolayısıyla kanuni takibata maruz kalacak olmalarının hemen hemen kesin olması. AKP bu sebeplerle, toplumun her kesimine, her sivil kuruluşa ve devletin her organına sızmayı ve bunları kontrol altına almayı kendi güvenliğinin garantisi için bir zorunluluk olarak görmektedir. AKP’li bir bakanın, bir süre önce dile getirdiği “Kıyıları da sarıya boyamaya başladık” söylemi de aslında bu hakimiyet çabasının bir tezahürüdür. İslamcı-faşist AKP-Fetullah cephesi, iktidar savaşında geri dönülmez bir noktaya ulaşmıştır. Bu  noktadan sonra iktidarı kaybetmek, AKP-Fetullah cephesi için intihar ve yokoluş ile eşdeğerdir.

AKP bundan sonra ne yapacaktır? Kısaca, iktidarda kalmak için herşeyi! Devleti ele geçirmede büyük mesafe katetmiş olmalarına rağmen, bazı üniversiteler, Yargıtay gibi yargının bazı kesimleri ve de en önemli olmak üzere TSK gibi henüz düşmeyen kaleler mevcuttur. TSK’nın tamamen fethedilmesi, ulaşılması çok zorlu bir hedef gibi gözükmektedir. Fakat, yabancı güçler tarafından kendisine Türkiye Cumhuriyeti’ni “çözme” misyonu verilen ve her konuda bu güçler tarafından—özellikle CIA’nın maşası Fetullah örgütü vasıtasıyla—“coach” edilen AKP’nin iktidarını her halükârda korumasını garanti edecek yegâne yöntem, seçimlerin AKP lehine ‘manipüle’ edilmesi olarak ortaya çıkıyor. AKP ve Fetullah örgütü, iktidarı kaybetmemek için seçimleri kendi lehlerine neticelendirmek zorundadırlar ve bu konuda her türlü önlemi alacaklarından, her türlü hile ve desiseye başvuracaklarından en küçük bir şüphe duyulmamalıdır. Muhalafetin ise bu konuda yapacakları sınırlıdır, çünkü seçimlerin düzenlenmesi ve idaresinden sorumlu YSK ve seçim sonucunda ortaya çıkacak ihtilafların ele alınacağı yargı birimleri de AKP ve Fetullah kontrolündedir ve tarafsız hareket etmelerini beklemek aptallık olur.

Sonuç olarak, AKP’nin demokratik yöntemlerle iktidardan  indirilmesi mümkün görülmemektedir. AKP’nin iktidardan düşmesi ancak TSK’nin bir müdahelesi veya Kürt sorunu dolayısıyla patlayacak bir iç savaş yoluyla olabilir. Vatansever Türk vatandaşlarının önünde iki seçenek kalıyor: görülebilir bir gelecek boyunca süren AKP iktidarında islamlaşan ve ortadoğulaşan federatif bir Türkiye, veya askeri bir müdahale ve patlayacak iç savaş sonrasında AKP-Fetullah diktasına karşı bağımsızlık savaşı.

Advertisements

KÜRDİSTAN’IN KURULMASI İÇİN, REFERANDUMDA EVET DEYİN!

  • 30 yıl daha AKP iktidarı için, referandumda EVET!
  • AKP kontrolünde mahkemeler için, referandumda EVET!
  • Telefonlarınızın dinlenmesi için, referandumda EVET!
  • İnternet ve TVde daha sıkı sansür için, referandumda EVET!
  • Basın ve yayının susturulması için, referandumda EVET!
  • Saçı uzun ve kulağı küpeli erkeklerin bıçaklanması için, referandumda EVET!
  • Oruç yiyenlerin dayak yemeleri için, referandumda EVET!
  • Kamu şirketlerinin yabancılara peşkeş çekilmesi için, referandumda EVET!
  • Devlet gayrımenkullerinin yandaşlara dağıtılması için, referandumda EVET!
  • Ermeni soykırımının tanınması için, referandumda EVET!
  • Öcalan’ın özgürlüğü ve siyasete atılması için, referandumda EVET!
  • PKK’ya af için, referandumda EVET!
  • Kürtçe eğitim için, referandumda EVET!
  • Kürtlere özerklik için, referandumda EVET!
  • Bağımsız Kürdistan için, referandumda EVET!
  • Anadolu Federe İslam Cumhuriyeti için, referandumda EVET!
  • Türkiye Cumhuriyeti’ni mezara gömmek için, referandumda EVET!

Türkiye’nin Muhtemel Bölünme Takvimi (Melih Aşık-Açık Pencere)

Aşağıdaki yazı, Melih Aşık’ın Milliyet’deki Açık Pencere köşesinde  04 Eylül 2010 günü yayınlanmıştır:

Anayasa Mahkemesi eski Genel Sekreteri Bülent Serim, referandumda “evet” çıkması halinde, Başbakan Erdoğan’ın muhtemel takvimini şu şekilde özetliyor:
– Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle yaratılacak yandaş yargı aracılığıyla, son kalan birkaç yazılı ve görsel medya dahil karşıt görüşlüler tümüyle susturulacak ve yol üzerindeki engeller temizlenecektir.
– Ele geçirilen Anayasa Mahkemesi sayesinde, kapatma nedeni olmayacağı için, laiklik karşıtı eylemler artarak sürecek ve seçmen tabanınca istenip de yapılamayan düzenlemeler gerçekleştirilecektir.
– 2011 seçimlerine bu ortamda girilecek; oy satın alma yöntemleri ve bilgisayarlı seçim yöntemi oyunları da kullanılarak seçimler kazanılacaktır.
– AKP yeniden tek başına iktidar; Sayın Erdoğan yeniden Başbakan olacaktır.
– Anayasa’da köklü değişiklikler yapılıp,

  • Başkanlık sistemine geçilecek,
  • İlk dört madde değiştirilerek, laik Cumhuriyet İslami yapıya kavuşturulacak,
  • Federasyona geçiş için gerekli düzenlemeler yapılacak,
  • Bugüne kadar örtülü olarak ABD’nin kullandığı ulusal egemenlik, bunun yanında AB’ye devredilecektir.

– Sayın Erdoğan, 2014’te, Cumhurbaşkanı’nın 7 yıllık süresinin bitmesiyle birlikte “Başkan” seçilecek ve (5+5) 10 yıl Devleti tek başına yönetecektir.
Kuşkusuz bu takvimin işlemesi, bu referandumda yapılan değişikliklerin kabul edilmesine bağlıdır. Bu takvim gerçekleşirse, Devlet “tek parti devleti”ne, rejim “İslami Cumhuriyet”e, yönetim “seçilmiş krallığa” dönüşecektir.

Radikal’den Bir Okur Yorumu: AYRITILAR GELECEĞE MODEL OLUŞTURUR (Askar Yılmaz)

Radikal gazetesinin 5 Eylül 2010 tarihli sayısında yayınlanan “Hayır Broşürü Dağıtanlara Linç Girişimi” adlı habere yazılan yorumlar içerisinden Askar Yılmaz adlı okuyucunun yorumunu aynen yayınlıyoruz:

(haberin orijinali: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1017443&Date=05.09.2010&CategoryID=77&CMessageID=709938&CRes=1#fc709938)

AKP hükümetine büyük değerler biçenler büyük yanılgı içinde. AKP kadrosu demokrasi mücadelesi içinden çıkmadı. Anti-demokratik sürecin yarattığı anti-demokratik gerici, saldırgan bir siyasi kadro. Bu kadronun saldırganlığının kaynakları, ülke içindeki en gerici ilişkilere, Ortaçağ zihniyetine dayanması. İlericilik gericilik kavramları sınıfsaldır, bu güçlerin sınıfsal dayanakları, toprak ağalığı, aşiret, tarikatlar ve en asalak yağmacı kesimlerdir. Uluslararası dayanağını başını ABD emperyalizminin çektiği, emperyalizme bağımlılık, BOP Eş Başkanlığı gibi örgütsel nitelik kazanmıştır. 12 Eylül Darbecileri ABD’nin “bizim oğlanları” olmakla ün yaptılar. AKP hükümeti ise, daha ileri bir bağımlılık ilişkisine, BOP “görevlileri” aşamasına ulaşmıştır. Bu anlamda AKP, 12 Eylül gericiliğinden daha gerici bir siyasi oluşumdur. 12 Eylülden daha baskıcı ve anti-demokratik hevesler içinde olması, sınıf ve uluslararası ilişkileriyle açıklanabilir. AKP rejiminde muhalefete ve farklılığa yer aramak en azından saflıktır. 12 Eylül faşizmiyle hesaplaşmayı, AKP’ye karşı mücadeleden koparanlar fena halde yanılacaklar. AKP, tüm burjuva demokratik kazanımları “bertaraf” etmek zorunda. AKP’nin hayal ettiği rejimde anayasa, hukuk, adalet, insan haklar ve özgürlüklerin yeri olamaz. Onlar “biat” kültürüne ve “tevekküle” inanmışlardır. Bu sistemde, “adalet mülkün temeli de olamaz”. Olası bir AKP jejimi mülkiyet güvenliğine de müdahale edecektir. Mülkiyet AKP rejiminde kutsallığını yitirmesi kaçınılmazdır. AKP rejimi karşısında sinen ve susan burjuvazi bu suskunluğunun bedelini ağır ödeyecektir. AKP, El-Kaide, Taliban, Hamas örgütlerinin Türkiye versiyonudur. Bu örgütlenme karşısında ikircikli tutum, felakete destek olmak anlamı taşır. Emperyalizmin görevlendirdiği ve BOP yapılanması içinde disipline edilen bu gerici ekibin siyaset dışı bırakılması Ülkemizin en yaşamsal ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç önümüze konuldu. AKP’nin tuzak referendumunu, AKP’ye tuzağa dönüştürmek oylarımızın Hayırı gereğidi. BOP eş Başkanlığı Anayasasına ve AKP faşizmine hayır. Yaşasın demokratik Türkiye’nin HAYIR’lı geleceği. Hayrlı geleceğimizin En hayırlı seçimi HAYIR dan geçmektedir. Referandum HAYIRLI olsun.

Askar YILMAZ

AKP-PKK Anlaşması Açığa Çıktı-Cumhurbaşkanı Gül PKK’yla Müzakereyi Savundu

24 Ağustos 2010

Bloğumuzun 14 Ağustos’ta okuyucularına haber verdiği AKP ve PKK’nın ateşkes ve referandum anlaşması sonunda PKK’nın Kuzey Irak’taki elebaşısı Murat Karayılan tarafından da 18 Ağustos tarihinde kamuoyuna açıklandı. Karayılan’nın açıklaması şöyle:

“… Açıklanmasında bir sakınca görmediğimiz diğer önemli bir gelişme de; devletin, önderliğimizle (Abdullah Öcalan) geliştirdiği diyalog temelinde ateşkes talebinde bulunmasıdır.

Aslında önderliğimiz aradan çekilmişti, ancak talep üzerine yeniden devreye girerek hem yapılan çağrıları ve hem devletten doğru gelen istemi de dikkate alarak bir kez bir kez daha barışa ve demokratik çözüme şans tanınması için hareketimize bir mesaj gönderdi.

Değerlendirme sonucunda, hareketimiz barışa bir şans verilmesini yerinde buldu.”

(http://www.ntvmsnbc.com/id/25123811/)

Anlaşmanın baştan beri gizli kalmasını sağlamaya çalışan AKP liderliği ise, bu açıklama üzerine paniğe kapıldı. İlk 48 saat sessiz kalan AKP ve Erdoğan, daha sonra anlaşma iddialarını dile getirenleri iftira etmekle ve şerefsizlikle suçladı. Fakat güneş balçıkla sıvanamayacağı için AKP-PKK anlaşması kamuoyunda büyük bir infial yaratınca, hükümetin imdadına “tarafsız” cumhurbaşkanı Gül yetişti ve devletin terör örgütü ile diplomatik yoldan da temas kurmasının mümkün ve zaruri oluğunu belirtti. Yani anlayacağınız, bozacını şahidi şıracı. Gül bir defa daha, TC’nin değil AKP’nin cumhurbaşkanı olduğunu kanıtladığı gibi, terör örgütü PKK’nın muhatap olarak alınıp görüşülmesini desteklediğini beyan etti.

Bir Amerikan başkanı kalkıp, El Kaide ile görüşelim demez, diyemez. PKK’yı muhatap alalım diyen zat ise TC cumhurbaşkanlığı makamını çok güzel işgal eder ve bu makamı Türkiye’yi içten imha etmek için kullanır. Bunun karşısında ise hiçkimse birşey yapamaz!

Gizli PKK-AKP Antlaşması: Ateşkese Karşılık Özerklik

August 14th, 2010

Terör örgütü PKK, AKP hükümeti ile vardığı gizli anlaşma gereği 20 Eylül’e kadar ateşkes ilan etti. TURKEYEXPOSED’un güvenilir kaynaklardan edindiği bilgilere göre, AKP liderliği BDP ve PKK nezninde, Kürtlerin referanduma kollektif desteğinin ve EVET şeklinde tutum almalarının sağlanması konusunda gizli girişimlerde bulundu. Fakat PKK, Anayasa değişikliği tasarısına Kürtlerle ilgili açık maddelerin eklenmesini, EVET’in desteklenmesi için önşart koştu. AKP tarafı ise, Kürt kimliğinin anayasaya sokulması için ortamın yeterince olgun olmadığı belirterek PKK’nin isteğinin yerine getirilmesinin “henüz” imkansız olduğunu ifade etti. Fakat arada ilk anda oluşan bu kopukluğa rağmen, görüşmeler sonucu iki taraf ortak bir anlaşma zemini bulmayı başardı.

Bu anlaşmaya göre, PKK’nın referandum sürecinde hükümeti zor duruma düşürebilecek ve halkın HAYIR’a yönelmesini teşvik edecek saldırılardan uzak durması karşılığında, AKP hükümeti “özerklik” kavramının tartışılmasına ses çıkarmama taahhüdünde bulundu. İşte bu çerçevede, 7-8 Ağustos 2010 tarihleri arasında Diyabarkır’da BDP tarafından organize edilen özerklik kongresi, çalışmalarını hiçbir resmi makam tarafından rahatsız edilmeden tamamladı. Kongre sonunda yapılan “Kürdistan’a Özerklik” çağrılarına, AKP tarafından ve hükümetten bir tepki gösterilmemesi de bu gizli anlaşma çerçevesinde değerlendiriliyor. AKP, referandum sonunda çıkacak sonuca göre, Kürtlere özerklik verilmesi konusunda daha ileri adımları atma taahhüdünde bulundu.

Referandumda evet çıkması durumunda PKK’nın belirli bir süre Güneydoğu Anadolu’daki belirli Kürt bölgelerine özerklik verilmesi konusunda AKP hükümetinin girdiği angajmanı yerine getirip getirmediğine bakacağı, AKP’nin adımlarından tatmin olması durumunda ateşkesi uzatacağı ifade ediliyor. Referandumdan hayır çıkması durumunda ise PKK’nın eylemsizlik kararının otomatik olarak yürürlükten kalkacağı ve örgütün hedeflediği özerklik sürecine ivme kazandırmak için saldırılarını yeniden başlatacağı bildiriliyor.

Referandum, AKP’nin 2030 Master Planı çerçevesinde hayati ehemmiyeti haiz bir kilometre taşı olarak telakki ediliyor. 2030 Master Planı’na göre, Türkiye’nin global konjonktür dahilinde “daha etkin idare edilebilmesi için” (for the sake of a more efficient administration of Turkey within the current global conjuncture) ÜÇ parçaya bölünmesi öngörülüyor. AKP’nin anayasayı değiştirmesi, bu planın başarıya ulaşması için en önemli adımlardan biri olarak görülüyor. Bu amaçla AKP ve PKK’nın işbirliği, referandumdan EVET oyunun çıkmasının sağlanmasının olmazsa olmaz koşulu olduğu belirtiliyor. 2030 Master Planı hakkında ayrıntıları bloğumuzdaki şu linkte okuyabilirsiniz: https://turkeyexposed.wordpress.com/2009/12/26/akp%E2%80%99nin-turkiye-2030-master-plani/

REFERANDUMDA TÜRKİYE’NİN BÖLÜNMESİ OYLANACAK

AKPye hayır…

Bu resmi alip kendi sitenizde kullanabilirsiniz. AKP ve PKK’nin referandum icin yaptiklari “Ozerklige karsi ateskes anlasmasi” konusundaki haberimizi asagidaki linkte bulabilirsiniz:

https://turkeyexposed.wordpress.com/2010/08/14/gizli-pkk-akp-antlasmasi-ateskese-karsilik-ozerklik/

Kurdistan’in kurulmasi icin, referandumda evet deyin: https://turkeyexposed.wordpress.com/2010/09/06/kurdistanin-kurulmasi-icin-referandumda-evet-deyin/