7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinin Galibi AKP Olacak

2 Haziran itibariyla, Haziran 2015 Genel Seçimlerine bir haftadan az bir süre kaldı. Çeşitli kamuoyu yoklamaları, AKP’nin oy kaybına uğrayacağı işaretini veriyor. Fakat AKP, gerçekte oy yitirse dahi, iktidarı kaybedecek mi? Daha doğrusu iktidarı kaybetmeyi göze alabilir mi? AKP ve Tayyip Erdoğan’ın, hükümet oldukları 2002 yılından bu yana uyguladıkları TC’yi dönüştürücü ve rejimi yıkıcı politikaları gözönüne alınırsa, bu sorunun yanıtı HAYIR’dır.

Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP’nin tüm icraatları, bildiğimiz laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıp, yerine İslam dinine dayanan ve tüm gücün bir tek egemenin yani Erdoğan’ın elinde toplandığı bir otokrasi kurmak üzerine olmuştur. Tayyip’in ve AKP’nin yaptıklarını, bu blogda çeşitli defalar dile getirdik. Tayyip ve AKP, bütün bu icraatlarla, idam cezasını gerektiren vatana hıyanet ve Türk Ulusuna açıkça düşmanlık suçlarını işlemiştir. Bunun dışında Suriye’deki IŞİD katillerine ve Libya’daki radikal islamcı guruplara silah, para ve lojistik destek vererek, küresel çapta terörü destekleyen bir konuma düşmüştür. AKP’nin iktidardan uzaklaşması, Tayyip Erdoğan ve AKP liderliği ve bürokrasininin, adalet karşısına çıkmaları ve Türkiye’ye ve insanlığa karşı işledikleri suçlar için hesap vermeleri demek olacaktır. Bu yüzden, 2015 Haziran seçimlerinde AKP, oyu ne olursa olsun iktidarı terketmeyecektir.

Bu nedenle, 2015 genel seçimlerinin bir ferahlama ve kurtuluş getirmesini beklemek safdillik olacaktır. AKP’nin iktidardan sökülüp atılması, ancak süngü ve halkın güç kullanması yoluyla olasıdır. İnsanlık tarihinde diktatoryalar ve zorba rejimler, hiçbir zaman demokratik seçimlerle ve kendi rızalarıyla iktidarı teslim etmemişlerdir. 2015 Türkiyesi de bir istisna olmayacaktır.

13 ŞEHİDİN KANI AKP’YE OY VEREN %50’NİN ELLERİNDEDİR!

Geçenlerde Silvan’da PKK tarafından 13 askerimiz şehit edildi. Bu olayı izleyen günlerde birçok PKK saldırısı daha gerçekleşti. Bunun ardından Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet komutanlarının istifası geldi. Hergün şehit haberleri birbirini izliyor ve ordumuzun komuta kademesi sözde Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları bahanesiyle tutuklanıyor. Tayyip Erdoğan ve AKP’nin diğer kocabaşlarını şehit cenazelerinde pek görmüyoruz. Onlar daha çok şeyhlerin falan cenazelerinde boy gösteriyorlar. Ayrıca, AKPliler, komutanların kodese tıkılmasından duydukları hazzı utanmazca ortaya dökmekte bir beis görmüyorlar.

Şurasını söylememiz gerekir ki, AKPlilerden daha başka bir tavır da beklememek lazım. Netice olarak Türkiye Cumhuriyetini ilga operasyonundaki en büyük aktördür AKP. Sacın ikinci ayağı Fetullah cemaati ve üçüncüsü ise PKKdır. Maalesef, AKP’ye bu operasyonda bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde destek veren bir de halkın yüzde ellisi var. Aynen Türk İstiklal Hareketi’ni ve yeni doğmuş Cumhuriyet’i yoketmek amacıyla yabancı güçler eliyle çıkartılan Koçgiri, Şeyh Sait, Menemen ve Dersim ayaklanmalarında olduğu gibi halkın belirli bir kesimi ulusal varlığımızı yoketmek isteyen iç düşmanlarımızın arkasında durup onlara ‘demokratik’ oylarıyla meşruiyet, veya Türkçesi’yle, yasallık kazandırıyor.

Bu destek, o halk kitlesini Türkiye’yi imha operasyonuna suçortağı yapıyor. Geçen günlerde şehit olan o onüç Mehmetçiğin ve diğerlerinin kanı, işte bu yüzde ellinin ellerindedir. Ayrıca bu yüzde elli, yakın bir zamanda çıkması kaçınılmaz hale gelen içsavaşın sorumluluğunu da üzerinde taşıyacaktır.

ISLAMOFASCIST ERDOĞAN: “WOMEN ARE NOT EQUAL” AND “EAT GRAPES INSTEAD OF DRINKING WINE”

Published: 17 September 2010

Prime Minister of Turkey and chairman of the ruling AKP party Recep Tayyip Erdoğan publicly announced that men are women are not equal.  Erdoğan, who made a keynote speech during a meeting with representatives of women’s associations in Istanbul on July 18th 2010 stated that  he doesn’t “believe in the equality of men and women. They can’t be equal but can only complement each other.”  The Turkish press reports that these words shocked the audience, especially female attendees who were expecting the prime minister to utter words of support for women’s rights. Erdogan later stood behind his brazen contempt for women’s rights by reiterating the exactly same words during a pre-referendum rally on July 31st 2010 in Hatay. He said “Women are women and men are men. They can in no way be equal.” This attitude is perfectly consistent with the fundamentalist Islamic ideology that God created man and woman to make them each other’s complement.

On the occasion of a World Health Organization award ceremony in Istanbul on July 19th 2010, Erdoğan suggested that citizens should “eat fruit, such as grapes,” from which alcohol is made, instead of drinking alcohol. Respected columnist Sedat Ergin commented in his article dated July 22nd in the Turkish daily Hurriyet that he recalls no Turkish prime minister making such a statement on alcohol in his 35 years as a journalist, and  added that AKP is taking the country backwards by laying its “conservative” world view on top of the society.

While the U.S. foreign policy makers keep sleeping, the sick extremist cadre that holds Turkey in its grip is driving the country to an abyss.

KÜRDİSTAN’IN KURULMASI İÇİN, REFERANDUMDA EVET DEYİN!

  • 30 yıl daha AKP iktidarı için, referandumda EVET!
  • AKP kontrolünde mahkemeler için, referandumda EVET!
  • Telefonlarınızın dinlenmesi için, referandumda EVET!
  • İnternet ve TVde daha sıkı sansür için, referandumda EVET!
  • Basın ve yayının susturulması için, referandumda EVET!
  • Saçı uzun ve kulağı küpeli erkeklerin bıçaklanması için, referandumda EVET!
  • Oruç yiyenlerin dayak yemeleri için, referandumda EVET!
  • Kamu şirketlerinin yabancılara peşkeş çekilmesi için, referandumda EVET!
  • Devlet gayrımenkullerinin yandaşlara dağıtılması için, referandumda EVET!
  • Ermeni soykırımının tanınması için, referandumda EVET!
  • Öcalan’ın özgürlüğü ve siyasete atılması için, referandumda EVET!
  • PKK’ya af için, referandumda EVET!
  • Kürtçe eğitim için, referandumda EVET!
  • Kürtlere özerklik için, referandumda EVET!
  • Bağımsız Kürdistan için, referandumda EVET!
  • Anadolu Federe İslam Cumhuriyeti için, referandumda EVET!
  • Türkiye Cumhuriyeti’ni mezara gömmek için, referandumda EVET!

ERDOĞAN’IN ESKİ ÇALIŞMA ARKADAŞI:AKP DIŞ DESTEKLE İKTİDARA GELDİ

28 Şubat 2010 tarihli Milliyet gazetesinden:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kurmaylarıyla geçmişte birlikte siyaset yapan, Saadet Partisi ve Fazilet Partisi’nin eski yöneticilerinden psikiyatrist Mehmet Bekaroğlu, 28 Şubat’ın yıldönümünde AKP iktidarına yönelik çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Bekaroğlu, AKP’nin nasıl dış destekle iktidara geldiğini şu sözlerle anlatıyor:

“Bu arkadaşlar ‘biz reel siyaset yapıp dünya gerçeklerini dikkate alacağız’ diye çıktılar yola. İçerideki vesayetçi baskı rejimini dışarıdaki güçlerle dengeleyerek iktidar oldular. AB, ABD, Yahudi lobisi kim akla geliyorsa herkesten destek aldılar. Ekonomik olarak da Kemal Derviş’in programını harfiyen uyguladılar. Ortadoğu’da ve diğer bölgelerde Türkiye’den ne bekleniyorsa onu yaptılar. ABD’nin söylediği ‘model ortaklık’ bu coğrafyadaki İslamcıları ehlileştirmek ve AK Parti gibi yaparak iktidara getirme planıdır. Ilımlı müslümanlar ve seçilmiş muhafazakarlarla devam edecekler.”

Erdoğan’ı en yakından tanıyan insanlardan birinin bu gerçeği açığa çıkarması şok bir gelişme. Erdoğan, Gül, Arınç ve diğer AKP üst düzey yöneticilerinin, yabancı unsurların ve onlar tarafından TC’yi yıkmakla görevlendirilmiş olan Fethullah’ın kuklası olduğunu gözler önüne seren bir açıklama.

Yazının tamamı için linki tıklayınız:

http://www.milliyet.com.tr/-musluman-solcu-dan-carpici-degerlendirmeler/siyaset/sondakika/28.02.2010/1205031/default.htm?ver=74

FETHULLAH-CIA-AKP İŞBİRLİĞİ HAKKINDA ENFES BİR ANALİZ

Fetullah şebekesinin CIA tarafından nasıl kurulduğu ve kullanıldığı hakkında, 2006 yılında ACIKİSTİHBARAT adlı web  sitesinde enfes bir analiz yayınlandı.

Türkiye Cumhuriyeti’ni temelinden dinamitleyip yoketme amacına doğrultusunda, Türk ordusunun komutanları ve subaylarının, Fetullah ve AKP güdümlü, ajan-provokatör savcı-hakim-emniyet mihrakları tarafından sözde darbe iddiaları ile tutuklandığı, ordunun AKPKK ve yandaş medya tarafından psikolojik cihata maruz bıraklıdığı bu günlerde, 2006’da kaleme alınmış bu analiz, güncelliğini halen korumakta.

Analizi okumak için aşağıdaki linki izleyiniz.

http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=5420