Ali Eralp: KAHROLSUN DEMOKRASİ…

Ali Eralp: KAHROLSUN DEMOKRASİ…

En büyük terörist AKP’dir.

Hem de uluslararası terörist. Kavgalı olmadığı tek komşumuz kalmamıştır. ÖSO katillerinin ve El Kaide’nin en yakın dostudur. Libya’da Kaddafi’yi devirmiştir, şimdi de Mısır’ın iç işlerine karışmaktadır.

Zorbalık onda. Baskı onda. Korkutma onda. Haksızlık, hukuksuzluk onda, talan onda…

Sivas Katliamında görev alan tüm avukatlar bugün AKP’den milletvekili.

Malzemeden çalarak, çürük binalar yapıp, 17 Ağustos depreminde, binlerce yurttaşımızın ölümüne neden olan müteahhitler hâlâ belediye başkanlığı görevini yürütmekte…

Deniz Feneri hâlâ belirsizliğini koruyor. Adam gibi soruşturma, inceleme yapıp, gerçekleri ortaya dökmek isteyen savcılar görevden alındı.

Deniz Feneri vurguncuları serbest şimdi… Özgür…

APO, mapo, Feto el üstünde, komutanlar içeride. Müebbet…

Suç ve cinayet uzmanı “Osman’ım” beraat…

Adam, salıverileceğinden o kadar emindi ki karardan dört ay önce eşi, 21 yıllık evine bırakmış, bir başka mekâna göç etmişti… Şimdi bir villada oturduğu söyleniyor…

Eline ömrü boyunca kâğıttan, kalemden başka bir şey almamış yazarlar, gazeteciler dört duvar arasında. Yıllarca en üst düzey devlet adamları ile birlikte düşünce alışverişinde bulunup, vatanın her bölgesinde, vatanı için görev yapan

Genelkurmay Başkanı müebbet hapse mahkûm…

Milletvekilleri tutsak…

Oysa savcıların “Osman’ın”, yargıçların “Osman Bey” diye hitap ettiği kişi, Atatürk’e “İngiliz Piçi” diyen caninin ta kendisidir.

Öz yeğenini satarak fuhuşa teşvik eden ve bundan dolayı 2 yıl, 6 ay hapis cezasına çarptırılan bu cinayet makinesi, suç işlemeye çok erken yaşlarda başlamış. 1982’de 12 cinayete karıştığını, yaşı küçük olduğu için yargılanmadığını, 1989’da cinayet suçundan 4 yıl hapis yattığını duruşmalarda kendisi söylemiş…

Kanıtlanan Danıştay saldırısı, Cumhuriyet gazetesini bombalama gibi eylemler de işin cabası…

Şimdi elini kolunu sallayarak gezmekte, turistik sahillerde tatil yapmaktadır…

Ama liseyi birincilikle, Kara Harp okulunu dördüncülükle bitiren Mehmet Ali Çelebi ise mahpus… Emniyette telefonuna 139 SEHVEN telefon numarası yüklenmesiyle tam 33 ay tutuklu kaldı. Sonradan suçsuzluğu anlaşılınca serbest bırakıldı.

Aradan geçen zaman zarfında hiçbir değişiklik olmamasına karşın, yeniden tutuklanıp dört duvar arasına kondu.

Cezası 16,5 yıl…

AKP’nin haksızlıklarını, hukuksuzluklarını anlatmaya kitaplar yetmez.

Başbakan, İçişleri Bakanı, bir yandan “Statlarda siyasi slogan attırmam” diye yırtınırken, bir yandan da kendi milletvekilleri Mursi resimli giysilerle tribünlerde boy gösterip, 4 parmak işareti yapıyorlar, yaptırıyorlar. Onlara karışan yok…

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…

Şimdi de “Mısır’la dayanışma” bahanesi altında Esenler, Dörtyol Meydanının adını RABİA olarak değiştirmeye, bazı mekânlara da MURSİ adını koymaya kalkıyorlar… Suçtan da öte bu, Cumhuriyete, laikliğe, Kemalist düzene karşı bir kalkışmadır, bir isyandır, başkaldırmadır…

İHANETTİR…

Elbette vakti saati geldiğinde Hesabı sorulur…

Birkaç gün önce de KATO Dağında, PKK paçavraları ve APO posterleri ile eşkıyalar, PKK’nın ilk silahlı eyleme başladığı gün olan 15 Ağustos 1984’ün yıldönümünü kutladılar… Büyük bir özgürlük ve serbestlik içerisinde… Rahatsız eden yoktu.

Kimse onları demir çubuklarla, palalarla, budaklı odunlarla dövmüyordu… Basınçlı su, gaz sıkan da yoktu.

Kato dağında, Türkiye cumhuriyetine karşı silahlı mücadeleye başlamanın yıldönümünü kutlamak serbest, ama statta slogan atmak yasaktı…

Veee… Şu geldiğimiz noktaya bakın. Sonunda bu da oldu diyecek bir eylem daha yaşadık.

Cuma namazından sonra, Fatih Camisinde toplanan bir kısım şeriatçı çevre, Mısır olaylarını protesto etmek amacıyla bir toplantı yaptı. Ön saflara da çocukları dizdi. Çocukların ellerinde pankartlar:

“Kahrolsun demokrasi, geliyor hilafetin sesi…”

“Demokrasi eşittir, küfür sistemi…”

“Ne darbe, ne demokrasi…”

“Biz ümmetten ve hilafetten yanayız…”

Bir koruma ordusu eşliğinde, saf tutanların arasında Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan da vardı… 11 yıllık mücadelenin sonunda “KAHROLSUN DEMOKROSİ” noktasına gelip dayandık…

Peki, nerede yapılıyor bu eylem? 1923 Devriminin gerçekleştirilip, laik düzenin kurulduğu, Hilafetin ve saltanatın kaldırıldığı Türkiye’de…

Ne diyorlar? “Egemenlik milletin değil Allah’ındır, milletin yerini din, ümmet alacak, demokrasinin yerini şeriat…”

Şeriatı getireceklermiş. Peki, hangi yüzyılda? 21. Yüzyılda. Ortaçağda değil.

Türkiye’nin bugünkü içinde bulunduğu ortam, Kurtuluş Savaşı yıllarından, hatta Osmanlının son dönemlerinden daha kötü, daha vahim bir ortamdır. Sevgili yurdumuz ABD ve yerli uşakları tarafından Ortaçağ karanlığına doğru son sürat götürülmektedir… Vatanımız fiilen bölünmüştür.

AKP, yüzde 30’u bile geçmeyen oyu ile yüzde 70’lik çoğunluk üzerinde tahakküm kurmaya, Cumhuriyet ve laik düzeni yok etmeye çalışmaktadır. Hedef, Federe İslam Cumhuriyetidir.

Ama onların unuttukları, hesaba katmadıkları bir kanun var: DEVRİM KANUNU…

DEVRİMİN KANUNU MEVCUT KANUNLARIN ÜSTÜNDEDİR…

Bir de zalimler ve zulüm karşısında direnme hakkı var. Haksızlığa direnmek tüm ulusların kabul ettiği evrensel bir haktır. Direnmek yaşamak demektir ve bu işbirlikçi iktidar karşısında direnmek, şimdi, Türk ulusunun da en doğal hakkı olmuştur.

Türk ulusu Kurtuluş Savaşında olduğu gibi günümüzde de bu karanlık gidişe, AKP’nin bu Ortaçağ yolculuğuna izin vermeyecektir.

Yasal, Anayasal, evrensel tüm direnme hakkını kullanarak bu çağdışı yürüyüşe “DUR” diyecektir…

İLK KURŞUN

 

http://www.ilk-kursun.com/haber/154920

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s