DÜNDEN BUGÜNE İÇDÜŞMANLAR, İŞBİRLİKÇİLER VE HAİNLER: HAİN PADİŞAHIN KAYMAKAMI VE İMAMI NASIL YUNANI DESTEKLEDİ

Uzun bir aradan sonra bütün okuyucularımıza yeniden candan bir MERHABA! Türkiye Cumhuriyetimize karşı AKP, Fetullah casusluk örgütü ve PKK tarafından ortaklaşa sürdürülen amansız iç mücadeleyi irdelemeye, gerçekleri kamuoyu ile paylaşmaya ve doğruları tekrar tekrar söylemeye devam edeceğiz. Ki bu doğrular, AKAPE ve Fetullah melunları tarafından kandırılan halkımızın bir kısmının kafasına dank etsin. AKAPE ve Fetullah şebekesine verilen desteğin vatana hıyanetle eşdeğer olduğunu anlasınlar.

Aşağıda geçen gün internette bulduğumuz, Milli Mücadele’nin ilk yıllarında Yunan işgali sırasında Ege’nin kasaba ve köylerinde bir kısım ahalinin işgalcilere nasıl destek verdiğinin hazin hikayesi yer almaktadır. Lütfen, okuyunuz ve okutunuz. Yunan Merkez Bankası’nın parasıyla finanse edilen Akhisarlı terzilerin ilçeyi—daha Yunan ordusu ilçeye girmeden—nasıl Yunan bayraklarıyla donattığı, Müslüman ahalinin Yunan ordusu için nasıl zafer takları hazırladığı, Akhisar kaymakamı ve müftüsünün Yunan karakoluna gidip işgal ordusunu nasıl Akhisar’a davet ettiklerini, imamın cuma namazında nasıl Yunan ordusu da halife efendimizin ordusudur diye vaaz verdiğini—vatanseverler olarak—içiniz  kahrolarak öğreneceksiniz. Aynı zamanda, bugün ülke yönetimini ele geçirip ülkemizi, ordumuzu ve cumhuriyetimizi içten yıkmakla meşgul olan melunların hıyanetliklerini de daha iyi anlayacaksınız.

Unutmayın ki bugün de bir işgal dönemi yaşıyoruz. Fakat şimdi işimiz daha zor çünkü bizi işgal edenler halkımızın bir kısmının desteğini almış durumda. Ne olursa olsun, işgalcilerin meşru seçimlerle iktidarlarını devretmeyi kabul edeceklerini sanmak ancak aptallıktır. Aşağıdaki yazıda Çerkes Ethem’in, Yüzbaşı Süleyman Sururi Bey’in ve bir avuç vatanseverin hainlerle nasıl başa çıktıklarının hikayesini ibretle okuyun. Ve okutun. Vatan borcudur.

Şafak vakti, Alb. Bekir Sami Bey ile beraberindekiler,  istasyonunda trenden inmişler, istasyonu şehir merkezine bağlayan ağaçlı yol üzerinde ilerlemeye başlamışlardır. Bekir Sami Bey köstekli saatini çıkararak bakar, ezan vaktidir, ama ezan sesi yoktur! 

– Ezanlar neden sustu?…

Birbirlerine sorarken, her taraftan birden sabah çanları patlar(!)

Biraz yürürler, her taraf Yunan bayrakları ile donatılmıştır. Sokak başları da zafer taklarıyla süslenmiştir.Sabah sabah, “zito Venizelos” naraları da eksik değildir. Gördükleri bu olay karşısında komutanların gözleri yaşlanır, derin üzüntülerle geri dönerler, sonra telgraf merkezine gelirler. Telgraf merkezinde makine başına geçerek durumu öğrenirler.

– Düşman Manisa’yı sarmış, Akhisar’a bir saat mesafededir, ama Manisa henüz işgal edilmemiştir. Öyleyse Akhisar’da şimdiden nedir bu çanlar, bayraklar, “zito Venizelos…” naraları?…

Alb.Bekir Sami Bey, Bergama, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Aydın, Ödemiş gibi merkezlere talimatlar geçer, Manisa ile de muhabere kurar, lâkin oradaki silahları kurtarmakta geç kalmıştır.

25 Mayıs 1919 Manisa işgal edilir. Akhisar henüz işgal edilmemiştir.Ama,Yunan Milli Bankasının fonlarıyla Akhisar’a girilmiştir. Gâvurun parasıyla desteklenen Akhisarlı terziler, Gece gündüz Yunan bayrağı dikerek,  Sokakları donatıyorlardı. Bunun üzerine  Akhisarlı Bakırcı Efe dağa çıkarak, Yerli işbirlikçi satılmışlara karşı,Savaşı başlatır.

Bekir Sami Bey ve Arkadaşlarına, Kaymakam  çok soğuk davranır; memurlar ve kentin ileri gelenleri yanlarına yaklaşmazlar, otelden atılırlar, başkaları da kabul etmez!…

25 Mayıs’ta Milli Mücadele’ye katılma kararı alan Çerkez Ethem ve arkadaşları yıldırım hızıyla 26 Mayıs akşamı on beş atlıyla Akhisar’a yetişmiştir. Çerkez Ethem’in yöntemi çok farklıdır.Akhisar Kaymakamı’nı yaka-paça evinden alır. Kaymakam’a Yunan bayraklarını kimin astığını sorar; “sen burada necisin?” diye sorar; Yunan bayrakları asan birkaç kişiyi evlerinin önünde vurur; kaymakam ve memurlara kendi elleriyle zafer taklarını yıktırır(!) Az sonra Yunan bayrakları bütün sokaklardan yok olmuştur…

Çerkez Ethem, Bekir Sami Bey’i ve arkadaşlarını, Akhisar’dan ayrılmak üzere ilk treni beklerken bulur. Birbirlerine hal hatır sorarken otelci gelir. Otelci korkudan mosmor olmuş, “bir yanlışlık olmuş…” falan der, onları oteline davet eder(!)

27 Mayıs günü Bekir Sami Bey, Yüzbaşı Selahattin ve Yüzbaşı Rasim Beyler yanlarına yedi er alarak Salihli’ye geçerler.

Yunan ordusu Manisa’yı işgal ettikten sonra hemen Manisa’nın ilçelerine doğru yayılmış, Akhisar’a 9 km. mesafedeki Kayışlar köyü’ne kadar gelmiş ve bir son “hudut karakolu” kurarak konuşlanmıştır.

Halit Paşa, Manisa’nın yerlisi olan Karaosmanoğlu soyundan gelmektedir ve Manisa’yı çok iyi bilmektedir. Akhisar’ın nüfus yapısını verir:

Akhisar’da 30.000 kişi Türk ve 5,000 kadar Rum vardır.

Rumların az olmasını işgal ihtimaline karşı “bir umut…” sayarak Salihli cephesine koşarlar…

Salihli cephesinde savaşırken, Parti Pehlivan’ın kızanlarından Giritli Küçük Hüseyin Efendi şehit olur. Eski mahkûmlardan 14 efe kurtuluşa kadar savaşmaya söz vermişlerdi: Onlar sözlerinde dururlar, kurtuluşa kadar savaşırlar, ancak ileriki günlerde ne yazık ki dokuzu şehit olacak, hayatta kalan beşi gazi olarak, 9 Eylül 1922 günü Parti pehlivan ile birlikte kurtuluşu görecekler ve denize kadar koşacaklardır…

Bu kahramanlar Salihli cephesinde savaşırken: Akhisarlı Rumların yanında eşraftan bir temsil heyeti ile kalabalık bir grup (Parti Pehlivan’ın anlattığına göre: Başlarında Akhisar kaymakamı ve Müftüsü de vardır) Kayışlar Köyü, Yunan karakoluna giderek, Yunan komutanına “iyi niyetlerini ve davetlerini bildirirler…” Karakol komutanı İstanbul-Pendik Köyü Rumlarındandır, Türkçe konuşur:

– “Bana beyaz bir at bulun, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a girdiği gibi olsun.” Beyaz bir at bulunur…

Yunan karakol komutanı 5 Haziran 1919 günü yanında yalnız 120 asker olduğu halde, kilise çanlarının durmadan çaldığı bir ortamda ilerleyerek, hükümet konağına çıkar ve göndere yunan bayrağı çekilir. Bu gelişme üzerine bazı Akhisarlılar korkudan Sındırgı köylerine sığınırlar. Rum halkı ise bayramlardaki gibi yeni elbiselerini giyerek sokaklara dökülmüşler, hemen hepsi içkili olarak naralar atmakta, laternalar çalmakta, zafer takları yeniden kurulmuş, sel gibi bir bayram havası hüküm sürüyord…Kiliseler faal, minareler ıssız, Rum halkı çılgınlıklar içinde, Türkler pusmuş bir halde.

Milne kurallarına aykırı olarak yapılan bu işgal hareketi, Yunan işgal kuvvetleri komutanlığının dahi tepkisini çekmiştir.

Şikayetler üzerine 9 Haziran 1919 günü Yunan Birliği geri çekilir ve birliğin komutanı disiplinsizlik suçundan 20 gün hapse mahkum edilir.

11 Haziran 1919…

Çerkez Ethem, Halit paşa ve Parti Pehlivan, olayları duyar duymaz bir grup akıncı ile hışımla Akhisar’a gelmişlerdir…

AKHİSAR’DA TRAJEDİ

Parti Pehlivan’ın anlattıkları:

Kayışlar köyü Yunan Jandarma karakol komutanı ve bir grup askerin, davet üzerine Akhisar’ı işgal etmeleri sinirleri çok bozmuştur. Çerkez Ethem burnundan solumaktadır, hükümet konağının önüne öyle bir hışımla gelir ki, toz bulutundan göz gözü görmez olur…

Ortam çok gerilmiştir; Çerkez Ethem adamlarına emir verir:

“Kaymakamı alın!…

Kaymakam, hükümet binasının merdivenlerinden indirilirken Çerkez Ethem atından inmeden bekliyor, hırsından şaplağını çizmelerine vurarak çizmelerinde şaklatıyordu; sonra arkasına dönerek üç adamını görevlendirdi:

Şu kopil gâvur komutanını “halaskar gibi…” karşılamaya giden Müslüman gâvurlarını da getirin…

— “Bir masa üç sandalye bulun…”

Bulundu…

Sonra atından indi…

Kaymakamlık binasının önünde, çınar ağacının gölgesindeki taş sekinin üzerine divan kuruldu. Karşılama kafilesine katılan on beş Müslim kişi yakalanarak getirildi, içlerinde Akhisar Müftüsü de vardı. Rumların hepsi ortalıktan çekilmişti. Yalnız Rum’un biri fotoğraf çektirmek için getirildi. Oldukça kalabalık Müslüman ahali ise izleyici olarak toplanmıştı…

Çerkez Ethem masanın üzerine çizgisiz, sarı yapraklı tozlu bir defter koydu…

…Bizi de harp divanına almasın mı(!)

Ethem Ağa’nın boyu iki metre, önce Akhisar Kaymakamı’nı sorguladı?

Ona tepeden bakıyordu, eliyle çenesinin ucundan kaldırarak gözlerine baktı:

– “Kaymakam… Sen hangi milletin kaymakamısın?…”

Kaymakam titriyordu:

– “Osmanlı… Osmanlı tabii, ne diyeyim? E…”

– “Osmanlı kaymakamı ha…Hizmetin Yunan’a…”

… Kaymakam asıldı(.) Halktan bir alkış koptu…

Eşraftan bir baş efendi:

– “Sen ne iş yaparsın efendi?”

– “Ticaretle iştigal ederim…”

– “Ticaretinde vatanı satmak da var mıdır?”

– “Ben onlara uydum… ne bileyim?…”

…eşraftan baş efendi asıldı ve halktan çok alkış geldi…

Müftü Efendi’ye sıra gelince:

– “Biz hiç bir papaz görmedik ki Müslüman’a, müftüye temenna etsin…”

– “Sen papazlara niçin temenna ettin?…”

Müftü Efendi başını hiç kaldırmadı; yere bakıyordu, hiç cevap vermedi…

O suçlu bulundu; asıldı; fakat bir sessizlik oldu…

Bu idam için alkış olmadı…

Çerkez Ethem, sırada korkuyla bekleyenlere dönerek baktı; onlara sordu:

– “Bir daha yapar mısınız?…”

– “Hayııır!…”

– “İyi… Hadi gidin…” dedi.

Parti Pehlivan yıllar sonra şöyle demiştir: “Bu millet dün bu meydanda Yunan’ı alkışlıyordu, bugün bizi… yarın kimi alkışlayacaktır?…”

– Bu milleti bu hale getirenlerin “Allah Belasını Versin!…” diye beddua okur.

Kaynak: http://manisadirilis.blogspot.com/2011/01/isbirlikcilige-ve-kahramanlga.html

Albay Bekir Sami Bey,Alaşehir-Eşme-Sarıgöl bölgesinin direnişini örgütlemek için yine Teşkilatı Mahsusa’dan Yüzbaşı  Süleyman Sururi Bey’i görevlendirir.

Yüzbaşı,Alaşehir’de direnişi örgütleyecek sivil halk bulamaz.Sivil Halktan kimse yanaşmaz ve Cuma Selası verilir.Pazar Camiin de Cuma namazına gider.Hoca hutbede “Ey Müslümanlar’’ der. “Yunan Ordusu da Halife Efendimizin ordusudur. Sakın direniş göstermeyin’’ der.

Yüzbaşı Süleyman Sururi Bey çok kızmıştır ve namazdan sonra Belediye Reisini bulur ve imamı çağırtır. İmama niçin öyle söylediğini sorunca İmam;’’Emir geldi’’ der. Yüzbaşı hemen imamın derdest eder (Kafasına kurşun sıkar). Reis de İşgale karşı İngilizler gibi giyinmiştir ve başında Fötr şapka vardır. Yüzbaşı başındaki Kalpak’ı çıkarıp Reisin başına mıh gibi çakar ve de ‘’eğer bunu yatarken, banyo yaparken dahi çıkardığını görürsem senide derdest ederim’’ der. 4 askeri ile Hapishaneye geçer ve orada Irza geçmeden mahkum olmuş tüm Mahkumları kurşuna dizer. Cinayet ten mahkum olmuşları toplar ve ‘’Ya direnişe katılırsınız kahraman olursunuz yada hepinizi öldürürüm ‘’der. Mecburen mahkumlar katılır ve direniş bölgede bu şekilde başlar.

Kaynak: http://www.cagribey.com/arsiv.asp?k=1&b=135

Selam olsun AKAPE’nin ve Fetullah’ın  bürokratına, polisine, memuruna, amirine, müftüsüne, imamına, valisine, kaymakamına, hakimine ve savcısına!!!! 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s