Archive for July, 2009

Camilerdeki Ayak Kokusu

Geçen gün, Amerikalı bir tanıdığım kız kardeşinin yakın bir zamanda İstanbul’a gittiğini ve Sultanahmet Cami’ni ziyaret ettiğini anlattı. Turist hanımın aklında camii ile ilgili iki şey kalmış: caminin mimari güzelliği ve camii içindeki korkunç ayak kokusu.  Gerçekten de, Türkiye’de veya herhangi bir İslam ülkesinde hangi camiye gitseniz, Müslümanların pis ayak kokusuyla burnunuzun direğinin kırılması işten bile değildir. Görülen o ki, pis koku müminlerin allahlarına ibadet etmelerine engel değil, çünkü ayak kokusu ben kendimi bildim bileli camilerde var ve senelerden beri bu durum değişmiyor.

Aslında ayak kokusu camilerin bir parçası, olmazsa olmazı olmuş durumda. Bir kilise, mimarisi ile görme duyusuna, çanlarıyla duyma duyusuna seslenirken, bir cami görme ve duyma duyusuna ek olarak, koku duyusuna da hitap ediyor; öyle ki ayak kokusuz bir cami düşleyemezsiniz bile. Fakat bu müslümanları asla rahatsız etmiyor. Rahatsız etse bile, pis kokuyla yaşamak ve ibadet etmek, bir çözüm bulmaktan onlar için daha kolay. Daha kolay, çünkü çözüm bulmak için düşünmek, bulunan çözümü tartışmak ve görüşbirliği sağlamak, sonra da bunu uygulatmak gerekiyor; bunların hiçbiri de müslümanların yapmayı sevdiği şeyler değil. Camilerdeki ayak kokusu, dünya döndükçe var olmaya devam edecek gibi gözüküyor.

1 comment July 27, 2009

Türkiye’nin Başındaki Çifte Bela: AKP+PKK = AKPKK

24 Temmuz 2009

Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğundan beri en zor günlerini yaşıyor. Cumhuriyet, hem içeriden, hem dışarıdan ciddi yıkma girişimlerine maruz kalmış durumda. İçerideki yıkıcının adı AKP, dışardakinin ise PKK. AKP, sağlıklı bir vücuda girip tüm dokulara işleyen HIV virüsü gibi Türkiye’nin bütün toplumsal ve kurumsal yapılarına sinsice yayılıyor; kendine karşı duran aydın, meslek sahibi, yazar, hukukçu, akademisyen ve askerleri uyduruk zanlarla zindanlara atıyor. PKK, insanın sırtına ansızın saplanan bir hançer gibi ani ve kahpece eylemleriyle Türk askerlerini ve halkını hedef alıyor. AKP, en büyük desteğini dış güçler ve onların piyonu konumundaki Fetullah Hoca hareketinden alıyor. PKK da dış güçlerin askeri, lojistik ve mali desteğiyle besleniyor. AKP’nin amacı, Cumhuriyet’in öncelikle laiklik olmak üzere temel niteliklerini yıkmak, yerine Kuran’a dayalı, hilafet idareli bir İslam cumhuriyeti kurmak. PKK’nın amacı, Cumhuriyet’i silahlı mücadele ile yenilgiye uğratarak topraklarının bir kısmını ele geçirmek ve bağımsız bir Kürt devleti kurmak. Türk halkının bir kısmı, hıyanetin ayırdında olarak veya olmayarak, AKP’yi desketliyor. PKK’da, Türk halkının Kürt kökenlileri arasında destek buluyor.

Cumhuriyet’in yıkılması, bu iki örgütün de çıkarına. Onun için, son zamanlarda PKK elebaşısı Abdullah Öcalan ve TC Cumhurbaşkanlığı makamını ele geçirmiş olan, AKP’nin manevi lideri ve teorisyeni Abdullah Gül Kürt sorunun çözülmesi konusunda paslaşıyorlar. AKP’li Abdullah, basına, önümüzde çok önemli bir fırsat var diye açıklama yaparak, PKK’li Abdullah’ın Ağustos 2009’da yapacağı “Yol Haritası” açılımının yolunu yapıyor. AKPKK’nın ortak yol haritası, Atatürk Cumhuriyeti’nin mezara gömüp yerine, Kürtlere özerklik verecek bir Anadolu İslam federasyonunu kurmak. TC çok karanlık günler geçiriyor.

Add comment July 24, 2009

Allah Sözcüğü Nereden Geliyor?

Hiç kendisi için beş vakit namaz kıldığınız, bir ay açlık çekerek oruç tuttuğunuz, dualarınızı kabul etmesi için yakardığınız Allah’ın adının, etimolojik olarak nereden geldiğini düşündünüz mü? Dillerde mevcut her sözcük gibi Allah da, bir kökenden geliyor. İslamiyet’e göre Allah, yaratıcının kendisi için seçtiği özel bir ad. Fakat, tarih ve dil-kökenbilim, bize farklı bir şey söylüyor. Hz. Muhammet İslam dinini yaymaya başlamadan önce Araplar, ay tanrısı Hubal (İslamiyetin simgesi aydır) ve onun üç tane kızına (al-lat, al-menat ve al-uzza) inanıyorlardı. Al-uzza, bir anlamda Arapların Venüs’üydü. Kâbe, ay tanrısı Hubal’ın tapınağıydı ve Hz. Muhammet doğmadan 400 yıl önce üzerine Hubal’ı temsil eden bir ay simgesi yerleştirilmişti. Günümüzde hilâlin İslam’ın simgesi olması da bir raslantı değil aslında; bu İslam öncesi putperest gelenekten gelmekte. Hubal, veya Allah, Arapların üçyüzden fazla tanrılarının içinde en önemli olanı ve bütün Arap kabilelerinin tapındıkları ortak baştanrıydı. Hubal, aynı zamanda Allah olarak bilinirdi. Allah, al-ilah kelimesinden gelmektedir ve bu iki sözcüğün zaman içinde kaynaşması ile oluşmuştur. Hepimizin bildiği gibi ilah Arapça tanrı anlamına gelmektedir. Allah, erkil bir addır ve  dişisi Allat’tır, ki bu da, Allah’ın yukarıda bahsettiğimiz üç kızından biri olan al-lat’ın ismidir.

Evet, Allah = Al-İlah. Kıbleye yönelirken bunu unutmayın.

Add comment July 16, 2009


Calendar

July 2009
M T W T F S S
« Jun   Aug »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Posts by Month

Posts by Category